Oral TOĞAKişisel Websitesi
TR

Biden İran'la ilişkileri düzeltebilir mi?

Oral Toğa16 Haziran 20215 dk okuma

ABD'de 59. başkanlık seçimi sona erdi. Seçilmiş Başkan Joe Biden ve Seçilmiş Başkan Yardımcısı Kamala Harris, 20 Ocak'ta Kongre'de yemin ederek göreve başlayacak. Diğer yandan seçim sonuçlarını kabul etmeyen eski Başkan Trump'ın törene katılıp katılmayacağı henüz kesin değil. Bütün bu süreç kendi akışında ilerlerken dünyada Biden ve ekibinin izleyeceği olası siyasi yol haritasına ilişkin çok sayıda analiz yapılıyor. ABD-İran ilişkileri de bu analizlerin merkezinde yer alıyor. Biden'ın, İran'ın nükleer faaliyetleri konusunda Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nı (KOEP) canlandırmanın veya yenilemenin yolunu aradığı sır değil. Seçim süreci boyunca ve sonrasında eski Başkan Trump ile Netanyahu hükûmeti bu konuya sert biçimde karşı çıkarken AB liderleri Biden ve ekibinin açıklamalarını destekledi. Biden ve ekibi, seçim kampanyasının başından beri ABD'nin Avrupalı müttefiklerine ve İran'a açık, güven verici mesajlar gönderdi. Böylece taraflar belirginleşti.

İran'ın iç siyaseti açısından ise durum oldukça karmaşık. İran'da da iki taraf var. Reformcular, iktidarları dönemindeki en önemli kazanımları olan KOEP'i desteklerken muhafazakârlar anlaşmaya kuşkuyla yaklaşıyor. Bütün bu süreci “düşman ABD”nin ülkeye sızma girişimi olarak yorumluyorlar. ABD'deki seçim sürecinde İranlı yetkililer Amerikan seçimlerinin siyasi konumlarını etkilemeyeceğini söylese de gerçekler ortada. İran'da 18 Haziran'da seçim var. Trump'ın KOEP'ten çekilmesi ve yaptırımları uygulamaya koymasıyla reformcular güç ve güvenilirlik kaybetti. Bu nedenle Biden'ın diyalog çağrısı, reformculara bu kayıpları telafi etme fırsatı sunabilir.

İran, 2020 boyunca yıkıcı ve aşağılayıcı üç büyük saldırıyla karşılaştı: Süleymani suikastı, Natanz sabotajı ve Fahrizade suikastı. Bazıları, çoğunlukla İsrailli köşe yazarları, İran'ın iç siyasi dengelerini sorumlu tutsa da hemen herkes Fahrizade suikastının İran ile ABD'nin uzlaşmasını istemeyenler tarafından gerçekleştirildiği konusunda hemfikir. Ancak failin kim olduğu tartışmalı. Bir diğer gerçek de bu suikastın İran içinde KOEP'e karşı olan muhafazakârların elini güçlendirmesi. Muhafazakâr çoğunluklu Meclis, hükûmetin bütün itirazlarına rağmen 1 Aralık'ta “Yaptırımların Kaldırılması ve İran Halkının Çıkarlarının Korunmasına Yönelik Stratejik Eylem Yasası”nı kabul etti. Bu da mevcut İran hükûmetine, yeni ABD yönetimine ve KOEP'i destekleyen AB liderlerine açık bir başka mesaj. Buna rağmen Biden, AB liderleri ve Ruhani hükûmeti müzakereye kararlı görünüyor. Peki neden? Bütün bu çabaların arkasındaki mesele ne?

Her şeyden önce Biden ve ekibi İran'a büyük bir hayranlık beslemiyor. Zaman zaman İranlı yetkilileri keyfî tutuklama veya infaz gibi insan hakları ihlalleri, siyasi tutumları ve benzeri konularda eleştiriyorlar. Ancak bu anlaşmanın İran'ın küresel ekonomik ve siyasi sisteme entegrasyonu için gerekli olduğunu da savunuyorlar. Görüşleri, küresel sistemin bütünlüğünün çatışmaları önleyeceği yönünde. Brexit'e de bu nedenle karşılar. Biden'ın ekibine göre İran'la topyekûn savaş ve ülkenin bu şekilde sistemin tamamından tecrit edilmesi, İran'ı daha saldırgan politikalara zorlamakla kalmıyor; Çin'in elini güçlendiriyor ve İran pazarında büyük ekonomik fırsatlar gören Amerika'nın Avrupalı müttefiklerini zor durumda bırakıyor. Topyekûn savaş yerine diplomatik kanalları seçmeyi tercih ediyorlar.

Diğer yandan bugün Biden'ın ekibinde bulunan Antony Blinken ve Jake Sullivan gibi isimler Obama yönetiminden tanınıyor. Bu iki isim KOEP sürecinin kilit aktörleriydi. Bugün Blinken dışişleri bakanlığı görevini üstlenirken Sullivan, Biden yönetiminin ulusal güvenlik danışmanı. Bu da ABD'nin İran politikasının nasıl olacağına ilişkin bir başka ipucu.

AB açısından bakıldığında Trump'ın KOEP'ten çekilmesi ve yaptırımlar Avrupa'yı zor durumda bıraktı. AB, yaptırımlardan sonra İran'la ticaretini sürdürmek için INSTEX, yani Ticaret Takaslarını Destekleme Aracı adlı yeni bir ödeme sistemi geliştirdi. Buna karşılık Trump, AB'yi yaptırımları aşmaya çalışırsa yaptırım uygulamakla tehdit etti. Yine de AB kendi yolundan gitti ve ABD'yle ilişkiler bu dönemde gergin kaldı. Seçim sonuçları açıklandığında AB Zirvesi Başkanı Charles Michel, Biden'ı arayarak kutladı ve “güçlü bir Transatlantik ittifakını” yeniden kurmak üzere AB liderleriyle 2021'de yapılacak “özel bir toplantıya” davet etti. Bütün bu veriler dikkate alındığında Biden yönetiminde Transatlantik değerlerin öne çıktığı açık. Ayrıca Biden yönetiminin, Trump yönetiminden farklı olarak yalnızca İsrail'in değil, küresel ticaret ağının ve ittifak ilişkilerinin çıkarlarını savunan bir yönetim olduğu söylenebilir.

İsrail tarafında derin kaygılar var. İsrail sağı, Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesini Netanyahu hükûmetinin en büyük başarısı olarak nitelendirdi. Biden'ın seçimi kazandığı kesinleştiğinde İsrail gazeteleri Netanyahu hükûmetini, Biden'ın KOEP'i canlandırma çabası karşısında dikkatli olmaya çağıran yazılarla doldu. Kısacası İsrail, İran yönetimine ve taahhütlerine güvenmiyor; kendi açıklamalarını destekleyen bazı istihbarat raporlarına sahip olduğunu her fırsatta ileri sürüyor. Ancak Amerikan Yahudileri İsrail'le aynı kaygıları paylaşmıyor görünüyor; çünkü Amerika'daki Yahudilerin yaklaşık yüzde 80'i, İsrail'i koşulsuz destekleyen Trump yerine Biden'a oy verdi.

Sonuç olarak Biden, Trump'ın dış politikasından farklı olarak büyük olasılıkla Transatlantik değerleri ve Avrupalı müttefiklerinin çıkarlarını koruyan bir yol izleyecek. Bunu gösteren birçok kanıt ve açıklama var. Peki bu kadar kolay olacak mı? Şüpheli. Trump'ın siyasi hamleleri, İran'daki reformcuların siyasi konumuna zarar verdi ve yakında seçim yapılacak. Biden'ın göreve başlamasıyla İran seçimleri arasında yalnızca altı ay var. Sert açıklamalarıyla tanınan Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanlarından Hüseyin Dehkan gibi muhafazakâr biri İran'da iktidara gelirse oyunun kuralları değişebilir. Ancak Biden ve ekibinin ilişkileri düzeltip müzakere masasına dönmekte kararlı olduğu da açık. İran, yeni şartların veya yeni bir anlaşmanın kabul edilemez olduğunu şimdiden duyurdu. Bununla birlikte yaptırımların sürmesi için de taviz vermek zorunda kalabilirler. Kesin olan tek şey, hem İran'ı hem de ABD'yi yeniden müzakere masasına oturmaya zorlayan ciddi zorunlulukların bulunması.

Yazarın kişisel sitesindeki İngilizce özgün metin · Oral Toğa · 16 Haziran 2021