Oral TOĞAKişisel Websitesi
TR

Adalar Denizi - 2: Midilli

Oral Toğa29 Ekim 202613 dk okuma
Molivos (Mithimna) ve Ceneviz kalesi (2007). Fotoğraf: Mike Peel (CC BY-SA 4.0).

Midilli, 1.633 kilometrekarelik yüzölçümüyle Girit ve Eğriboz'dan sonra Yunanistan'ın üçüncü büyük adasıdır. 2021 nüfus sayımına göre adada 83.755 kişi yaşamaktadır. Bunların 41.379'u Midilli şehrinin bulunduğu belediye biriminde, yani adanın doğu kıyısında toplanmıştır. Ada 2019'daki idari reformla iki belediyeye ayrılmıştır. 59.034 nüfuslu Midilli Belediyesi adanın doğusunu ve güneyini, 24.721 nüfuslu ve merkezi Kalloni olan Batı Midilli Belediyesi ise adanın batısını ve kuzeyini kapsamaktadır.

Dizinin ilk yazısında Kuzey Ege adalarını bir bütün olarak ele almış, Midilli'nin zeytinyağı ekonomisine, 1922'de gelen mültecilere ve 2015 göç dalgasına kısaca değinmiştim. Bundan sonraki yazılarda adaları tek tek ele alacağım. Midilli ile başlayan bu yazı adayı kasaba kasaba incelemektedir. Zira Midilli'nin doğusu ile batısı, dağ köyleri ile kıyı kasabaları arasında geçim kaynağı, inanç pratikleri, siyasi gelenek ve yakın tarih bakımından belirgin farklar bulunmaktadır.

Tarihsel Arka Plan

Ada 1355'te Bizans imparatorunun kız kardeşinin çeyizi olarak Cenevizli Gattilusio ailesine geçmiştir. Aile adayı yüz yılı aşkın bir süre yönetmiş, Midilli ve Molivos kalelerini güçlendirmiştir. İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı'ya vergi vererek ayakta kalan Gattilusiolar, Eylül 1462'de Fatih Sultan Mehmed'in adayı almasıyla sona ermiştir. Fetihten sonra adanın varlıklı ailelerinin bir kısmı İstanbul'a nakledilmiş, Rumeli ve Anadolu'dan Müslüman yerleşimciler getirilmiştir. Fatih askerlerini adaya yerleşmeye ve yerli kadınlarla evlenmeye teşvik etmiştir. Bu askerlerin arasında Barbaros kardeşlerin babası Yakup Ağa da vardı. Hızır Reis, yani Barbaros Hayreddin, ileride doğduğu yere bir medrese, bir tekke ve bir imaret yaptıracaktır.

Ada Osmanlı döneminde başkentinin adıyla Midilli Sancağı olarak anılmış, Midilli ve Molova (Molivos) kadılık merkezi olmuştur. Nüfusun büyük çoğunluğu Rum Ortodoks kalmıştır. Ne var ki adada göçmenlerden ve ihtidalardan oluşan kayda değer bir Müslüman topluluk da oluşmuştur. Müslüman hanelerin oranı 1488'de yüzde 7,4 iken 1831'de yüzde 19,45 ile en yüksek seviyesine çıkmış, 1892'de yüzde 14'e gerilemiştir. İki topluluk arasındaki ilişkiler genel olarak iyiydi ve adalıların önemli bir kısmı hem Rumca hem Türkçe konuşuyordu.

Midilli 18. yüzyıldan itibaren Ege'nin en hareketli Osmanlı limanlarından biri hâline gelmiştir. Şehrin nüfusu Osmanlı döneminde beş kat artmıştır. Servet büyük ölçüde Rum burjuvazisinin elinde toplanmıştır. Bu refah, adanın 1821 isyanına katılmamasının sebeplerinden biri olarak gösterilmektedir. 1867 depremi şehrin erken Osmanlı yapılarının ve surlarının büyük kısmını yıkmıştır. Namık Kemal 1877-1884 yılları arasında adanın yönetiminde bulunmuştur.

Paul des Granges, Midilli şehri ve kalesi (1869 tarihli negatiften 1881 baskısı). Kamu malı.
Paul des Granges, Midilli şehri ve kalesi (1869 tarihli negatiften 1881 baskısı). Kamu malı.

Yunan donanması Amiral Pavlos Kunduriotis komutasında Kasım 1912'de Midilli önlerine gelmiştir. Tarih Jülyen takvimine göre 8 Kasım, Gregoryen takvimine göre 21 Kasım'dır. Osmanlı yetkilileri şehri teslim ederek iç kesimlere çekilmiş, adadaki Osmanlı birlikleri bir ay sonra, 21 Aralık 1912'de teslim olmuştur. 1923 mübadelesiyle adanın Müslüman nüfusu adadan ayrılmış, yerlerine Anadolu'dan gelen Rum mülteciler yerleşmiştir. Ada İkinci Dünya Savaşı'nda Alman işgaline uğramış ve 10 Eylül 1944'te kurtarılmıştır.

Adanın ticaret aileleri daha 19. yüzyılın sonundan itibaren Girit'e ve Pire'ye yönelmeye başlamıştı. Anadolu pazarının kapanması bu yönelimi hızlandırmıştır. Nobel ödüllü şair Odisseas Elitis'in ailesi bunun bir örneğidir. Midillili Alepudelis ailesi sabun ve zeytinyağı işini 1895'te Girit'in Kandiye şehrine, 1914'te de Pire'ye taşımıştır. Şairin annesi ise adanın Gera bölgesindeki Papados köyündendir.

Midilli Şehri

Midilli şehri (Μυτιλήνη, Mitilini) iki limanın arasındaki bir tepenin üzerinde yükselen kalenin çevresinde kurulmuştur. Akdeniz'in büyük kalelerinden biri sayılan yapının ilk evresinin 6. yüzyıla uzandığı düşünülmektedir. Kale Gattilusio ailesinin ikametgâhı olmuş, 1501'de Venedik kuşatmasının Şehzade Korkut tarafından püskürtülmesinin ardından II. Bayezid döneminde top tabyalarıyla güçlendirilmiştir.

Şehrin kuzeyindeki Επάνω Σκάλα (Epano Skala), yani Yukarı İskele, eski Türk mahallesidir. Mahallenin çarşısındaki Yeni Cami 1825'te Midilli'nin vergi tahsildarı ve valisi Mustafa Ağa tarafından yaptırılmıştır. Cami adadaki Osmanlı camilerinin en büyüğü ve en yenisidir. Yapı 1923'te Müslüman nüfusun ayrılmasıyla terk edilmiş, zamanla çatısı çökmüştür. 2000'lerin başında kısmi bir restorasyon yapılmıştır.

Epano Skala'daki Yeni Cami (2016). Fotoğraf: KureCewlik81 (CC BY-SA 4.0).
Epano Skala'daki Yeni Cami (2016). Fotoğraf: KureCewlik81 (CC BY-SA 4.0).

Şehrin güneyindeki Varia semti ise adanın sanat hayatıyla anılmaktadır. Naif ressam Theofilos Hacımihail Varia'da büyümüştür. Paris'te Matisse, Picasso ve Chagall'in kitaplarını basan Midillili yayıncı Teriade (Stratis Eleftheriadis), 1965'te Theofilos'un 86 tablosuyla birlikte burada bir müze kurarak belediyeye bağışlamıştır. Teriade'nin kendi koleksiyonunu barındıran müze-kütüphane de aynı semttedir.

Bugün şehir adanın idari, ticari ve eğitim merkezidir. Ege Üniversitesi'nin (Πανεπιστήμιο Αιγαίου) merkezi buradadır. Adanın havalimanı ve feribot limanı da şehirdedir. Ada nüfusunun neredeyse yarısının bu belediye biriminde yaşaması, kırsaldan şehre doğru süren göçün bir sonucudur.

Ayiasos

Ayiasos, Midilli şehrine 26 kilometre uzaklıkta, Olimbos dağının yamacında, yaklaşık 475 metre yükseklikte kurulmuş bir dağ kasabasıdır. Kasabanın gelişiminde Osmanlı döneminin bir ayrıcalığı belirleyici olmuştur. 1701'de çıkarılan bir fermanla Ayiasos vergiden muaf tutulmuş, çevre köylerin halkı bu ayrıcalıktan yararlanmak için toplu hâlde kasabaya taşınmıştır.

Kasabanın merkezinde Παναγία Βρεφοκρατούσα (Panayia Vrefokratusa), yani "Çocuğunu Kucağında Tutan Meryem" kilisesi bulunur. Kilise adanın en büyük hac yerlerinden biridir. Her yıl 15 Ağustos'ta Meryem Ana'nın ikonası kasabada dolaştırılır. Hacıların bir kısmı Midilli şehrinden Ayiasos'a yaklaşık 25 kilometrelik yolu yürüyerek gelir. Kilisenin altındaki dükkânların kiraları da tarihsel olarak kilisenin geliri olmuştur.

Ayiasos'taki Panayia Vrefokratusa kilisesi ve çan kulesi. Fotoğraf: Tedmek, kamu malı.
Ayiasos'taki Panayia Vrefokratusa kilisesi ve çan kulesi. Fotoğraf: Tedmek, kamu malı.

Ayiasos'un nüfus seyri adanın dağ köylerinin genel hikâyesini özetlemektedir. Kasabanın 1912'de 7.000'i aşkın nüfusu vardı. 1922'den sonra kasabaya 1.000'den fazla mülteci gelmiş, bunların bir kısmı 16 yıl boyunca kilisenin misafirhanesinde kalmıştır. İşgal döneminde kasabanın kıraathanesinin yönetimi ve üyelerinin önemli bir kısmı solcu direniş örgütü EAM ile birlikte hareket etmiştir. Kıraathane bu nedenle savaştan sonra kasabanın büyük bir kesiminin hedefi olmuştur. 1956'da Ayiasos'tan Avustralya'ya toplu bir göç yaşanmıştır. Yerel kaynaklar bu göçün ekonomik sebeplerinin yanında iç savaş sonrası yıllarda pek çok aile üzerinde kurulan psikolojik baskıyı da saymaktadır. 2011 sayımında Ayiasos'un nüfusu 2.320'ye inmişti.

Mandamados

Adanın kuzeydoğusundaki Mandamados, Yunanistan'ın önemli hac yerlerinden birine ev sahipliği yapar. Kasabanın dışındaki Ταξιάρχης (Taksiarhis), yani Başmelek Mikail Manastırı'ndaki ikona, rivayete göre bir baskında öldürülen keşişlerin kanına bulanmış topraktan yapılmıştır. Rivayetin bazı versiyonları baskını 9. ve 10. yüzyıllardaki korsan saldırılarına, bazıları 1462 fethine bağlamaktadır. Manastırın varlığına dair ilk belge ise 1661 tarihlidir. Hacılar ikonaya küçük metal ayakkabılar bırakır. Halk inancına göre başmelek geceleri adayı dolaşarak ayakkabılarını eskitmektedir.

Mandamados'taki Taksiarhis Manastırı (2016). Fotoğraf: Aleksei m (CC BY-SA 4.0).
Mandamados'taki Taksiarhis Manastırı (2016). Fotoğraf: Aleksei m (CC BY-SA 4.0).

Mandamados aynı zamanda adanın hayvancılık bölgelerinden biridir. Adanın zeytinyağında saklanan peyniri λαδοτύρι (ladotiri) bu bölgenin ürünleri arasındadır. Kasabanın siyasi geçmişi de dikkat çekicidir. Mandamados, 2000 yılına kadar Yunanistan Komünist Partisi'nden (KKE) belediye başkanı seçen az sayıdaki yerden biriydi. Bugünkü belediye birimi, 2021 sayımına göre 2.070 kişinin yaşadığı Mandamados ile Kapi, Klio ve Pelopi köylerini kapsamaktadır. 2026'da adayı vuran şap salgınının ilk vakası da Pelopi'deki bir sığır çiftliğinde tespit edilmiştir.

Molivos, Petra ve Skala Sikamias

Adanın kuzey kıyısındaki Molivos (Μόλυβος), antik adıyla Mithimna, eski çağlardan beri Midilli şehrinin rakibi olmuştur. Atina'ya karşı ayaklanan Midilli'nin aksine MÖ 428'de Atina'nın yanında yer alan Mithimna, isyan bastırıldıktan sonra toprakları Atinalı yerleşimcilere dağıtılmayan tek Midilli şehri olmuştur. Osmanlı döneminde Molova adıyla adanın ikinci şehri ve kadılık merkeziydi. Şehrin Müslüman nüfusu 1874'te yarıyı geçmişti. Molivos 19. yüzyılda hızla küçülmüş ve bu gerileme 20. yüzyılda da sürmüştür. Kasabanın resmî adı Yunan idaresine geçtikten sonra yeniden Mithimna olarak belirlenmiş, ne var ki halk kasabaya hâlâ Molivos demektedir. 2021'de kasabada 1.335 kişi yaşıyordu.

Geçmişte Molivos halkı kışın zeytin işler, yazın ise kasabanın kaptanları adanın zeytinyağını Akdeniz limanlarına taşırdı. Bugün kasaba adanın başlıca turizm merkezlerinden biridir. Bu nedenle 2015 göç krizinden en çok etkilenen yerlerin başında gelmiştir. Molivos Turizm Derneği'nin verilerine göre kasabaya gelen Avrupalı ziyaretçi sayısı 2015'te 75.613 iken 2017'de 43.756'ya düşmüştür. Ayvalık'tan gelen mülteci yazar İlias Venezis de 1922'de Molivos'a yerleşmiştir.

Molivos'un altı kilometre güneyindeki Petra, adını köyün ortasındaki kayadan alır. Köyün kadınları 1983'te Yunanistan'ın ilk tarım turizmi kooperatifini burada kurmuştur.

Kuzey kıyısının doğu ucundaki Skala Sikamias ise küçük bir balıkçı limanıdır. Yazar Stratis Mirivilis 1890'da hemen yukarıdaki Sikamia köyünde doğmuştur. Mirivilis'in 1940'ların sonunda yayımlanan Παναγιά η Γοργόνα (Panayia i Gorgona), yani "Deniz Kızı Meryem" romanı, 1922'de Anadolu'dan kaçıp Skala'ya yerleşen mültecilerin hikâyesini anlatır. Romanın adı limandaki küçük kiliseden gelir. Kilisenin duvarında Meryem Ana'nın bir deniz kızı kuyruğuyla resmedildiği bir fresk bulunuyordu. 2015'te aynı liman, Avrupa'ya geçmeye çalışan 200.000'i aşkın insanın ilk durağı olmuştur.

Skala Sikamias limanındaki Panayia Gorgona kilisesi (2007). Kamu malı.
Skala Sikamias limanındaki Panayia Gorgona kilisesi (2007). Kamu malı.

Kalloni ve Ayia Paraskevi

Adanın ortasındaki Kalloni, 2019'dan beri Batı Midilli Belediyesi'nin merkezidir. Osmanlı döneminde Kalonya adıyla Molova kazasına bağlı bir nahiye merkezi olan kasaba, altı derenin sulandığı yaklaşık 100 kilometrekarelik bir ovanın ortasında yer alır. Belediye biriminin nüfusu 2021'de 7.762'ydi. Kalloni körfezi sığ ve verimli bir sulak alandır. Körfez flamingoları ve meşhur sardalyasıyla bilinir. Temmuz ayında Skala Kallonis'te sardalya şenliği yapılır. Aristoteles'in sistematik zooloji gözlemlerine bu körfezin kıyısında, antik Pirra lagününde başladığı kabul edilmektedir.

Kalloni tuzlaları üzerinde flamingolar (2017). Fotoğraf: Nikostakis78 (CC BY-SA 4.0).
Kalloni tuzlaları üzerinde flamingolar (2017). Fotoğraf: Nikostakis78 (CC BY-SA 4.0).

Körfezin kuzeydoğu kıyısındaki Ayia Paraskevi, konakları ve mimarisi nedeniyle adada "Küçük Paris" diye anılır. Bir önceki yazıda köylülerin 1910'da kurduğu ortak yağhaneden söz etmiştim. Yağhanenin gelirleriyle 1922-1930'lu yıllarda köyün neoklasik okul binası inşa edilmiştir. Yağhane aynı zamanda bir mısır değirmeni olarak çalışmış ve 1967'ye kadar köyün ortak işletmesi olarak kalmıştır. Bina 1984'te restore edilerek kültür merkezine dönüştürülmüş, zeytin depoları misafirhaneye çevrilmiştir.

Ayia Paraskevi'nin yağhane gelirleriyle yapılan okulu (2018). Fotoğraf: Chris Kar (CC BY-SA 4.0).
Ayia Paraskevi'nin yağhane gelirleriyle yapılan okulu (2018). Fotoğraf: Chris Kar (CC BY-SA 4.0).

Ayia Paraskevi'nin en bilinen geleneği Ταύρος (Tavros), yani Boğa Bayramı'dır. Köyün dışındaki Tavros dağında bulunan Ayios Haralambos kilisesinde çiçeklerle süslenen bir boğa papaz tarafından takdis edilir ve kurban edilir. Bayram at yarışları ve halk danslarıyla devam eder. Kaynaklar törenin bugünkü Hristiyan biçimiyle 18. yüzyılın ortasından beri yapıldığını belirtmektedir. Benzer at yarışları Kalloni'de ve Plomari'deki yaz bayramlarında da sürmektedir.

Plomari, Polihnitos ve Vrisa

Plomari, adanın güney kıyısındaki tek büyük yerleşim ve Midilli şehrinden sonra adanın en kalabalık kasabasıdır. Kasabada 2021'de 2.756 kişi yaşıyordu. Plomari'nin adı uzo ile özdeşleşmiştir. Odessa'da damıtma tecrübesi edinen Efstathios Varvayannis 1860'ta kasabaya gelerek kendi imalathanesini kurmuş, Plomarili İsidoros Arvanitis de 1894'te bugün 40'tan fazla ülkeye ihracat yapan firmasını kurmuştur. Kasabada uzonun yanında sabunhaneler ve tersaneler de faaliyet gösteriyordu.

Plomari ve Metropolit kilisesi. Nikolaos Kurtidis'in (Nicourt) yayımladığı kartpostal (1935 civarı). Kamu malı.
Plomari ve Metropolit kilisesi. Nikolaos Kurtidis'in (Nicourt) yayımladığı kartpostal (1935 civarı). Kamu malı.

Plomari'nin batısındaki Polihnitos belediye birimi, 3.438 nüfusuyla adanın güney ovasını kapsar. Bölge sıcak su kaynaklarıyla bilinmektedir. Birimin köylerinden Vrisa ise adanın yakın tarihindeki en büyük doğal afetin merkezi olmuştur. 12 Haziran 2017'de Plomari'nin güneyinde, denizde meydana gelen 6,3 büyüklüğündeki depremde adada bir kişi hayatını kaybetmiş, on kişi yaralanmıştır. En büyük hasar Vrisa'da görülmüştür. Köydeki binaların yaklaşık yüzde 80'i ağır hasar almıştır. Hasarın büyük kısmı yuvarlak dere taşlarıyla örülmüş eski yığma yapılarda ortaya çıkmıştır. Köy halkının çoğu evlerine dönememiş ve Vrisa uzun süre boş bir köy olarak kalmıştır.

Eresos, Sigri ve Antissa

Adanın batısı doğusundan belirgin biçimde farklıdır. Doğu yeşil ve zeytinlikle kaplıyken batı volkanik ve çıplaktır. Yaklaşık 20 milyon yıl önceki volkanik faaliyetin gömdüğü ağaçlar bugün Sigri, Eresos ve Antissa arasındaki geniş bir alanda taşlaşmış hâlde durmaktadır. Sigri'deki Doğa Tarihi Müzesi 1994'te kurulmuştur. Müze Avrupa Jeoparklar Ağı'nın kurucu üyelerindendir. UNESCO da 2004'te taşlaşmış ormanın korunmasına yaptığı katkıyı tanımıştır.

Sigri yakınlarında taşlaşmış bir ağaç gövdesi (2009). Fotoğraf: C messier (CC BY-SA 4.0).
Sigri yakınlarında taşlaşmış bir ağaç gövdesi (2009). Fotoğraf: C messier (CC BY-SA 4.0).

Sigri'nin yakın tarihi de mübadelenin izlerini taşır. Kasabanın kalesi 18. yüzyılın ortasında batı kıyısını korsanlardan korumak için yapılmıştır. 1923'te kasabanın Türk sakinleri ayrılmış, yerlerine Tuzla (Rumca Huhlia), Marmara'daki Paşalimanı, Bozcaada ve Foça'dan gelen mülteciler yerleşmiştir. Bu aileler denizcilik ve balıkçılık geleneklerini sürdürmüş, kasabanın küçük ticaret gemileri İkinci Dünya Savaşı'na kadar Ege'de çalışmıştır. 1950'ler ve 1960'larda kasabadan Atina'ya, Avustralya'ya, ABD'ye ve Kanada'ya göç yaşanmıştır. Sigri'de 2021'de 402 kişi yaşıyordu.

Güneydeki Eresos ise iki ünlü isimle anılır. Şair Sappho'nun yaklaşık MÖ 620'de burada doğduğu düşünülmektedir. Aristoteles'in öğrencisi ve botaniğin kurucusu sayılan Theofrastos da Eresosludur. Sappho'nun şiirleri nedeniyle "lezbiyen" sözcüğü adanın adından türemiştir. Eresos'un sahil köyü Skala Eresu 1980'lerden bu yana lezbiyen kadınların tercih ettiği bir tatil yeridir ve her eylülde burada bir kadın festivali düzenlenmektedir. Bu durum zaman zaman yerel halkla gerilime de yol açmıştır. 2008'de üç adalı, bir eşcinsel derneğini adında "lezbiyen" sözcüğünü kullandığı için dava etmiş, Atina'daki mahkeme davayı reddetmiştir. Midillili yönetmen Tzeli Hacıdimitriu'nun 2024'te yayımlanan "Lesvia" belgeseli bu kırk yıllık ilişkiyi anlatmaktadır.

Theofilos Hacımihail, "Midilli adasının şairesi Sappho ve kithara çalan Alkaios" (1932). Kamu malı.
Theofilos Hacımihail, "Midilli adasının şairesi Sappho ve kithara çalan Alkaios" (1932). Kamu malı.

Eresos ile Sigri'nin arasındaki Antissa ise antik çağda adanın beş şehrinden biriydi. Efsaneye göre Orfeus'un kesik başı ve lirinin kıyıya vurduğu yer Antissa topraklarıdır. Eresos-Antissa belediye birimi bugün 4.259 nüfusla adanın yüzölçümü en büyük, nüfusu en seyrek birimlerinden biridir.

Göç ve Ada Halkı

Midilli'nin göçle yakın ilişkisi 2015'ten önce başlamıştır. Kalloni'deki Ayios Yeoryios kilisesinin papazı Efstratios Dimu, adadaki adıyla Papa Stratis, 2007'den itibaren adanın kuzeyine çıkan göçmenlere yiyecek, giyecek ve barınak sağlamaya başlamıştır. Bu gönüllü çalışma 2009'da Αγκαλιά (Angalia), yani "Kucak" adlı bir derneğe dönüşmüştür. Dernek ada halkının bağışları ve gönüllülerin emeğiyle çalışmış, ekonomik krizden etkilenen adalılara da yardım etmiştir. Papa Stratis yıllardır bir solunum hastalığı nedeniyle oksijen tüpüyle yaşıyordu. Kendisi kapılarına gelenlerde ırk, milliyet ya da din değil, yalnızca insan gördüklerini söylerdi. Dernek yalnızca Mayıs 2015'ten itibaren yaklaşık 17.000 kişiye yardım etmiştir. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği onu "İyi Samiriyeli" olarak anmıştır. Papa Stratis Eylül 2015'in başında, göç dalgasının en yoğun günlerinde 57 yaşında hayatını kaybetmiştir. Angalia 2016'da Avrupa Konseyi'nin Raoul Wallenberg Ödülü'nü almıştır.

2015'te ada Avrupa'ya yönelen göçün ana kapısı olmuştur. Skala Sikamias'ın balıkçıları denizden insan çıkarmış, köyün yaşlı kadınları kıyıya varan aileleri karşılamıştır. Midilli adalıları bu nedenle 2016'da Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmiştir. Papa Françesko da 16 Nisan 2016'da Patrik Bartholomeos ve Atina Başpiskoposu Yeronimos ile birlikte Moria kampını ziyaret etmiş, dönüşte üç Suriyeli aileden 12 kişiyi Roma'ya götürmüştür.

Skala Sikamias'a varan Suriyeli ve Iraklı sığınmacılar ve onlara yardım eden gönüllüler (30 Ekim 2015). Fotoğraf: Ggia (CC BY-SA 4.0).
Skala Sikamias'a varan Suriyeli ve Iraklı sığınmacılar ve onlara yardım eden gönüllüler (30 Ekim 2015). Fotoğraf: Ggia (CC BY-SA 4.0).

Ne var ki adadaki tablo kısa süre içinde değişmiştir. 18 Mart 2016'daki AB-Türkiye mutabakatından sonra adalara ulaşan sığınmacıların başvuruları sonuçlanana kadar adada kalması uygulamasına geçilmiştir. Yaklaşık 3.000 kişilik Moria kampının nüfusu bu nedenle sürekli artmış ve 2020'nin başında 20.000'e yaklaşmıştır. Kamp çevresindeki zeytinliğe taşmış, bu derme çatma alana "Moria ormanı" denmiştir. Kaynaklara göre bu alanda yakacak için yaklaşık 5.000 zeytin ağacı kesilmiştir. Moria köyünün sakinleri artan hırsızlık ve zarar verme olaylarından şikâyet etmiştir. Sınır Tanımayan Doktorlar'ın adadaki koordinatörü 2018'de kampı "dünyanın en kötü mülteci kampı" olarak nitelendirmiştir.

Moria kampının dış çiti (Ocak 2017). Fotoğraf: Cathsign (CC BY-SA 4.0).
Moria kampının dış çiti (Ocak 2017). Fotoğraf: Cathsign (CC BY-SA 4.0).

Ada halkının tutumu 2020'de belirgin biçimde sertleşmiştir. Şubat 2020'de yeni kapalı merkez planlarına karşı polisle çatışmalar yaşanmış ve genel grev ilan edilmiştir. Türkiye'nin Şubat sonunda göçmenleri durdurmayacağını açıklamasının ardından, 1 Mart 2020'de yaklaşık yüz kişi Termi limanında bir göçmen botunun karaya çıkmasını engellemeye çalışmıştır. Olayları izleyen gazeteciler ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin bir temsilcisi saldırıya uğramıştır. Aynı günlerde Skala Sikamias'taki bir geçici kabul merkezi ateşe verilmiş, bir sivil toplum teknesi Skala Lutron limanından çıkarılmıştır. Yunan Yargıtay savcılığı, saldırılara yurt dışından gelen neo-Nazilerin de katıldığı iddialarının soruşturulmasını istemiştir. Saldırganların ne kadarının adalı, ne kadarının dışarıdan gelen aşırı sağcılar olduğu ise tartışmalıdır.

Moria kampı 8 ve 9 Eylül 2020 gecelerinde çıkan iki yangında neredeyse tamamen yanmıştır. Kamp, bir koronavirüs salgını nedeniyle karantina altındaydı. Yangında kimse ölmemiş, ne var ki 12.000'i aşkın kişi açıkta kalmış ve günlerce yollarda yatmıştır. Hükümet yangını karantinaya tepki gösteren kamp sakinlerinin çıkardığını açıklamıştır. Haziran 2021'de Sakız'daki mahkeme dört Afgan sığınmacıyı kundaklamadan 10'ar yıl hapis cezasına çarptırmış, reşit olmadığı kabul edilen iki kişi ise ayrı yargılanarak 5'er yıl ceza almıştır. Savunma avukatları dört sanıktan üçünün de olay sırasında 18 yaşından küçük olduğunu ve yargılamanın adil olmadığını ileri sürmüştür. Forensic Architecture adlı araştırma grubunun görüntülere dayanan incelemesi ise yangının kamptaki derme çatma elektrik tesisatından çıkmış olabileceğini öne sürmüştür. Yangından sonra sığınmacılar Kara Tepe'deki askerî alanda kurulan geçici kampa taşınmıştır. Papa Françesko 5 Aralık 2021'de bu kampı ziyaret ederek göçmenlerin ihmal edilmesini "medeniyetin batışı" olarak nitelendirmiştir.

Bugün

Midilli'nin bugünkü gündemini üç başlık belirlemektedir. Birincisi göçtür. 2020'de yanan Moria kampının yerine Kara Tepe'de, resmî adıyla Mavrovuni'de kurulan geçici kamp bugün adanın tek "kapalı ve kontrollü" merkezidir. Adanın iç kesimindeki Vastria'da planlanan kalıcı merkez ise Eylül 2026 itibarıyla henüz açılmamıştı. Danıştay çevre etki değerlendirmesi yapılmadığı için inşaat iznini iptal etmiş, hükümet projeyi yeniden tasarlayarak süreyi Mart 2026'ya kadar uzatmıştır. Yerel hukuk örgütleri Nisan 2026'da projenin tamamen durdurulmasını talep etmiştir. Mavrovuni'de kalanların sayısı Mart 2026 sonunda 650 civarındaydı ve anakaraya yapılan nakillerle Nisan'da 500'ün altına inmiştir. Göç yolunun güneye kaymasıyla 2025'te Yunanistan'a deniz yoluyla gelenlerin yalnızca yüzde 10'u Midilli'ye ulaşmıştır.

Kara Tepe kampının çevre çiti (2022). Fotoğraf: James O'Leary (CC BY-SA 4.0).
Kara Tepe kampının çevre çiti (2022). Fotoğraf: James O'Leary (CC BY-SA 4.0).

İkincisi turizmdir. Ada 2015 sonrasındaki kaybını büyük ölçüde telafi etmektedir. Yunanistan Turizm Bakanlığı'na göre adaya hava yoluyla gelenlerin sayısı 2025'in ilk sekiz ayında bir önceki yıla göre yüzde 6,3 artmıştır. Bu dönemde Türkiye'den gelen ziyaretçiler önemli bir pay tutmuştur. Eylül 2025 sonu itibarıyla Türkiye'den gelen ziyaretçi sayısı 100.000'e ulaşmıştır. Yerel basın 2026 yazında bu yoğunluğun Midilli limanında ve şehrin yollarında sıkışıklığa yol açtığını yazmaktadır.

Üçüncüsü ve belki en ağırı hayvancılıktaki krizdir. Mart 2026'da Pelopi'de tespit edilen şap vakası, Yunanistan'da 25 yıl sonra görülen ilk şap salgınıdır. Mayıs başına kadar adada 75 salgın odağı kaydedilmiş, haziran ayına kadar yaklaşık 480.000 baş olan küçükbaş hayvan varlığından 30.000'den fazlası itlaf edilmiştir. Batıdaki Mesotopos köyü 20'yi aşkın odak ve 9.000'den fazla hayvan kaybıyla en çok etkilenen yerler arasındadır. Adanın hayvan ürünlerinin ada dışına çıkışı yasaklanmış, Paskalya öncesinde ihraç edilmek üzere bekleyen 70.000'i aşkın kuzu ve oğlak satılamamıştır. Midilli 2025'te yaklaşık 52.000 ton koyun ve keçi sütü üretmiş, Yunanistan'ın coğrafi işaretli beyaz peynir üretiminin yüzde 5-6'sını karşılamıştı. Ege Üniversitesi'nden araştırmacılar salgında adanın yerli koyun ırkına ait bazı soy hatlarının tamamen kaybolduğunu belirtmektedir.

Midilli'de bir çoban ve sürüsü (2015). Fotoğraf: Chalki25 (CC BY-SA 4.0).
Midilli'de bir çoban ve sürüsü (2015). Fotoğraf: Chalki25 (CC BY-SA 4.0).

Zeytinyağı ise adanın geleneksel ekonomisindeki ağırlığını çoktan yitirmiştir. 1912'de 113 makineli yağhanesi bulunan adanın yıllık zeytinyağı üretimi bugün ortalama 8.500 ton civarındadır ve hasada göre 3.000 ile 12.000 ton arasında değişmektedir. Ulaşımı zor ve verimi düşük zeytinliklerin önemli bir kısmı 20. yüzyılın sonundan itibaren terk edilmiş ya da yalnızca bol yıllarda hasat edilir hâle gelmiştir.

Sonuç

Midilli'nin içindeki farklar tarihsel olarak birkaç eksende şekillenmiştir. Doğu kıyısı, Midilli şehri ve çevresi ticaretin, sanayinin ve idarenin merkezi olmuştur. Güneydeki Plomari uzo ve sabunla, Ayiasos ve Mandamados ise hac yerleri ve hayvancılıkla öne çıkmıştır. Batı ise volkanik toprağı, seyrek nüfusu ve çobanlığıyla adanın en kırsal kesimi olarak kalmıştır. 2019'da adanın Midilli ve Batı Midilli olarak iki belediyeye ayrılması bu ayrımı idari olarak da tescil etmiştir.

Osmanlı mirası Midilli şehrinin Epano Skala mahallesinde ve Molivos'ta, mübadele ise Sigri'den Skala Sikamias'a kadar pek çok köyün nüfus yapısında görülmektedir. Mandamados'un sol siyasi geleneği ve Ayiasos'un iç savaş sonrası bölünmesi ile göç dalgaları da adanın yakın tarihinin önemli parçalarıdır. Önümüzdeki yıllarda adanın gündemini Vastria merkezinin akıbeti, Türkiye'den gelen turistlerle artan yoğunluk ve şap salgınından sonra hayvancılığın toparlanıp toparlanamayacağı belirleyecektir.